UZAKTAN EĞİTİMİN TARİHİ VE GELİŞİMİ SÜRECİ
Uzaktan eğitim, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı yoluyla eğitimin kolaylaştırılması ve seviyesinin yükseltilmesi esasına dayanan bir eğitim türüdür (Barış, 2015).
Uzaktan eğitimin kökleri 18. yüzyıla kadar uzansa da, zamanla iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle güç kazanmıştır.
İlk uzaktan eğitim kayıtları mektupla yapılan derslere dayanmakta olup, 1700'lü yıllara tarihlenmektedir. Birçok kaynak, 20 Mart 1728 tarihini resmi başlangıç olarak göstermektedir, çünkü bu tarihte Boston Gazetesi'nde "Steno Dersleri" yayımlanmıştır. Ancak, 1833 yılında İsveç Üniversitesi'nde verilen "Mektupla Kompozisyon Dersleri" ile büyük bir etki yaratılmıştır (Çoban, 2013 akt. Kırık, 2014).
Uzaktan eğitimin her dönemde mevcut iletişim araçlarına uyum sağlamak zorunda olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu süreç dört evreye ayrılabilir (Gökçen, Öztürk ve Toker, 2017):
Birinci Evre: Posta ile Eğitim (Mektupla Eğitim)
Uzaktan eğitimin başlangıcı olarak kabul edilen bu yöntem, posta yoluyla gerçekleştirilen eğitim tekniğidir. Isaac Pitman, 1840 yılında İngiltere'de öğrencilerine "İncil Eğitimi" sunarak ve bir değerlendirme sistemi geliştirerek modern anlamda ilk uzaktan eğitim uygulayıcısı olarak kabul edilir.
Chicago Üniversitesi'nin ilk yazışmalı eğitim bölümü 1892'de kuruldu. İlk mektupla eğitim veren ilkokul 1906'da, lise ise 1923'te açıldı. 1960 yılında İngiltere’de British Open University'de uzaktan eğitim bölümü kuruldu (Nizam, 2004 akt. Kırık, 2014; Gökçen, Öztürk ve Toker, 2017).
İkinci Evre: Çoklu Ortam Modeli ile Eğitim
Radyo ve televizyon gibi görsel-işitsel iletişim araçları bu dönemde ön plana çıktı. 1800'lü yıllardaki sanayi devrimi ve ses-görüntü kayıt teknolojilerindeki ilerlemeler, Avrupa'da uzaktan eğitimi etkiledi.
ABD'de ilk eğitim radyosu 1919 yılında kuruldu. 1929'da Ohio Air School'da radyo üzerinden eğitim başladı. İlk televizyon yayınları, ABD'deki Lowa Üniversitesi'nde gerçekleştirildi. 1951’de Western Reserve Üniversitesi bazı dersleri televizyonda yayınladı ve 1970'lerden sonra kablo ve uydu televizyonları aracılığıyla eğitim verilmeye başlandı (Gökçen, Öztürk ve Toker, 2017).
Üçüncü Evre: Tele Öğrenme Modeli ile Eğitim
Tele öğrenme modeli, sesli ve görüntülü konferansları içerir. Bu modelde, öğretmenler ve öğrenciler farklı yerlerde olmalarına rağmen canlı ses ve görüntü sayesinde birlikteymiş gibi ders yapabilirler (Gökçen, Öztürk ve Toker, 2017).
Dördüncü Evre: Esnek Öğrenme Modeli ile Eğitim
Bu modelde öğrenciler, kendi öğrenme planlarını özgürce belirleyebilir. Eğitim sürecinde, öğrenciler istedikleri zaman ve yerde, kendi hızlarına, kapasitelerine ve ilgi alanlarına göre öğrenme fırsatı bulur. Web tabanlı kaynaklara internet aracılığıyla erişim sağlanabilir (Çivril, Ağruaslan ve Özkara, 2018; Gökçen, Öztürk ve Toker, 2017).
TÜRKİYE’DE UZAKTAN EĞİTİMİN BAŞLAMASI VE GELİŞİM SÜRECİ
Türkiye'de uzaktan eğitimle ilgili ilk adımlar, 2 Haziran 1927'de atılmıştır. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati ve diğer yetkililer, Türkiye'deki temel eğitim sorunlarını tartışarak, gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerini inceledi ve uzaktan eğitimin Türkiye’deki eğitim problemlerine çözüm olabileceği konusunda fikir birliğine vardı (Arar, 1999, akt. Kırık, 2014).
1928’de Latin alfabesinin kabul edilmesinin ardından okuryazarlık oranını artırmak için yoğun çabalar sarf edildi. Bu doğrultuda, Milli Eğitim Bakanlığı ve özel kuruluşlar, mesleki eğitim ve yabancı dil eğitimine yönelik uzaktan eğitim programlarını teşvik etti. Bu kapsamda, 1956 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne bağlı Bankacılık ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü’nde uzaktan eğitim programları başlatıldı (Papi & Büyükaslan, 2007 akt. Kırık, 2014).
1950’lerin sonları ve 1960’ların başlarında elde edilen başarılı sonuçların ardından, Milli Eğitim Bakanlığı ve Mesleki-Teknik Eğitim Müsteşarlığı iş birliğiyle, çeşitli teknik derslerin mektupla öğretilmesi için bir girişimde bulunuldu. 1961 yılında Mektupla Öğretim Merkezi kuruldu ve 1966'da "Mektupla Öğretim Merkezi Genel Müdürlüğü" statüsü kazandı. Bu merkez sayesinde, 1975 yılında Öğretmen Yetiştirme Deneme Yüksekokulu, Açık Öğretim Fakültesi, Açık Öğretim Lisesi, Radyo ve Televizyon Yoluyla Eğitim Kurumu (YAYKUR) gibi uzaktan eğitim kurumları açıldı (Arar, 1999 akt. Kırık, 2014).
1980’ler, Türkiye’de uzaktan eğitimin büyük ivme kazandığı dönemdir. Yükseköğretimde uzaktan eğitim modeli, 1981 yılında Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi ile başladı (Çukadar & Çelik, 2003 akt. Kırık, 2014).
1990’larda internetin ve web teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) bünyesinde Bilişim Enstitüsü kurularak öğrencilere bilişim alanında kendilerini geliştirme fırsatı sunuldu. Bu merkez, 4 Nisan 1998'de Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (EĞİTEK) adını aldı (Çukadar & Çelik, 2003 akt. Kırık, 2014).
Türkiye, gelişmiş Avrupa ülkelerine kıyasla uzaktan eğitime oldukça geç başlamış olmasına rağmen, yapılan yatırımlar ve internetin hızla gelişmesi sayesinde uzaktan eğitim alan öğrenci sayısı giderek artmaktadır.
Günümüzde, internet teknolojilerinin gelişimiyle birlikte uzaktan eğitim uygulamaları daha da çeşitlenmiş ve yaygınlaşmıştır. Çevrimiçi platformlar ve dijital materyaller aracılığıyla öğrencilere esnek ve erişilebilir eğitim imkânı sunulmaktadır.