1. GİRİŞ
Uzaktan eğitim, bilgi ve iletişim teknolojilerinin desteğiyle mekândan bağımsız bir şekilde öğrenmenin mümkün kılındığı bir eğitim modelidir. Özellikle internetin yaygınlaşması ve dijital araçların gelişimiyle birlikte, uzaktan eğitim küresel ölçekte önem kazanmaya başlamış, COVID-19 pandemisi ise bu dönüşümü hızlandıran bir kırılma noktası olmuştur. Pandemi sürecinde yüz yüze eğitimin yerini zorunlu olarak uzaktan eğitim almış; bu durum, özellikle örgün öğretim gören üniversite öğrencileri için alışılmış öğrenme biçimlerinin yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmıştır.
Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarını çok yönlü olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte, uzaktan eğitimin sunduğu esneklik, erişilebilirlik ve zaman tasarrufu gibi avantajlarının yanı sıra; etkileşim eksikliği, motivasyon düşüklüğü, teknik altyapı yetersizlikleri ve dijital avantaj ile dezavantajları da ele alınmaktadır. Ayrıca öğrencilerin bu süreçte karşılaştığı psikolojik, sosyal ve teknolojik zorluklara da odaklanılarak, uzaktan eğitimin bireysel ve toplumsal düzeydeki etkileri değerlendirilecektir. Ayrıca, uzaktan eğitimin tarihsel gelişimi ve Türkiye’deki durumu da detaylı bir şekilde incelenerek, bu sürecin eğitim sistemine etkileri değerlendirilecektir.
2. UZAKTAN EĞİTİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ
Uzaktan eğitimin kökleri 18. yüzyıla kadar uzanmaktadır. İlk uzaktan eğitim uygulamaları, mektupla yapılan derslerle başlamış ve zamanla teknolojik gelişmelerle birlikte radyo, televizyon ve internet tabanlı modellere evrilmiştir (Çoban, 2013 akt. Kırık, 2014). Uzaktan eğitime yönelik İlk uzaktan eğitim kayıtları ise;
1700'lü yıllarda mektupla yapılan derslere dayanmaktadır. Özellikle 20 Mart 1728 tarihinde Boston Gazetesi'nde yayımlanan "Steno Dersleri", uzaktan eğitimin resmi başlangıcı olarak kabul edilmektedir. 1833 yılında İsveç Üniversitesi'nde verilen "Mektupla Kompozisyon Dersleri" ise uzaktan eğitimin yaygınlaşmasında önemli bir adım olmuştur (Çoban, 2013 akt. Kırık, 2014).
Uzaktan eğitimin her dönemde mevcut iletişim araçlarına uyum sağlamak zorunda olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu süreç dört evreye ayrılabilir (Gökçen, Öztürk ve Toker, 2017):
2.1. Posta ile Eğitim (Mektupla Eğitim)
Bu yöntem, posta yoluyla gerçekleştirilen eğitim tekniğidir. Isaac Pitman, 1840 yılında İngiltere'de öğrencilerine "İncil Eğitimi" sunarak modern anlamda ilk uzaktan eğitim uygulayıcısı olarak kabul edilir (Gökçen, Öztürk ve Toker, 2017). Bu dönemde, öğrenciler ders materyallerini posta yoluyla alır ve tamamladıkları ödevleri yine posta yoluyla gönderirlerdi. Bu yöntem, özellikle coğrafi olarak izole bölgelerde yaşayan öğrenciler için büyük bir avantaj sağlamıştır.
2.2. Çoklu Ortam Modeli ile Eğitim
Radyo ve televizyon gibi görsel-işitsel iletişim araçları bu dönemde ön plana çıkmıştır. ABD'de ilk eğitim radyosu 1919 yılında kurulmuş ve 1951’de Western Reserve Üniversitesi bazı dersleri televizyonda yayınlamıştır (Gökçen, Öztürk ve Toker, 2017). Bu dönemde, özellikle II. DünyaSavaşı sonrasında, radyo ve televizyon yayınları eğitimde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu yöntem, öğrencilere görsel ve işitsel materyaller sunarak öğrenme sürecini daha etkili hale getirmiştir.
2.3. Tele Öğrenme Modeli ile Eğitim
Bu model, sesli ve görüntülü konferansları içerir. Öğretmenler ve öğrenciler farklı yerlerde olmalarına rağmen canlı ses ve görüntü sayesinde birlikteymiş gibi ders yapabilirler (Gökçen, Öztürk ve Toker, 2017). Bu model, özellikle 1980'lerde bilgisayar teknolojisinin gelişmesiyle birlikte yaygınlaşmıştır. Öğrenciler, bu dönemde bilgisayar tabanlı eğitim materyallerine erişim sağlamaya başlamıştır.
2.4. Esnek Öğrenme Modeli ile Eğitim
Bu modelde öğrenciler, kendi öğrenme planlarını özgürce belirleyebilir. Web tabanlı kaynaklara internet aracılığıyla erişim sağlanabilir (Çivril, Ağruaslan ve Özkara, 2018). Bu model, özellikle 2000'li yıllarda internetin yaygınlaşmasıyla birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Öğrenciler, bu dönemde çevrimiçi platformlar aracılığıyla derslere katılabilir, ödevlerini online olarak tamamlayabilir ve öğretmenleriyle etkileşim kurabilirler.
3. TÜRKİYE’DE UZAKTAN EĞİTİMİN GELİŞİMİ
Türkiye'de uzaktan eğitimle ilgili ilk adımlar, 2 Haziran 1927'de atılmıştır. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati ve diğer yetkililer, Türkiye'deki temel eğitim sorunlarını tartışarak, gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerini inceledi ve uzaktan eğitimin Türkiye’deki eğitim problemlerine çözüm olabileceği konusunda fikir birliğine vardı (Arar, 1999 akt. Kırık, 2014).
1928’de Latin alfabesinin kabul edilmesinin ardından okuryazarlık oranını artırmak için yoğun çabalar sarf edildi. Bu doğrultuda, Milli Eğitim Bakanlığı ve özel kuruluşlar, mesleki eğitim ve yabancı dil eğitimine yönelik uzaktan eğitim programlarını teşvik etti. 1956 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne bağlı Bankacılık ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü’nde uzaktan eğitim programları başlatıldı (Papi & Büyükaslan, 2007 akt. Kırık, 2014).
1980’ler, Türkiye’de uzaktan eğitimin büyük ivme kazandığı dönemdir. Yükseköğretimde uzaktan eğitim modeli, 1981 yılında Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi ile başladı (Çukadar & Çelik, 2003 akt. Kırık, 2014). 1998 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) bünyesinde kurulan Bilişim Enstitüsü, öğrencilere bilişim alanında kendilerini geliştirme fırsatı sunmuştur. Bu merkez, 4 Nisan 1998'de Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (EĞİTEK) adını almıştır (Çukadar & Çelik, 2003 akt. Kırık, 2014). Günümüzde, internet teknolojilerinin gelişimiyle birlikte uzaktan eğitim uygulamaları daha da çeşitlenmiş ve yaygınlaşmıştır. Çevrimiçi platformlar ve dijital materyaller aracılığıyla öğrencilere esnek ve erişilebilir eğitim imkânı sunuldu.
4. UZAKTAN EĞİTİMİN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
Uzaktan eğitim, öğrencilere esnek öğrenme imkânı sunması, maliyetlerin düşük olması ve geniş kitlelere ulaşabilmesi gibi avantajlara sahiptir (Sherry, 1996). Özellikle COVID-19 pandemisi sürecinde, öğrenciler mekândan bağımsız olma ve dersleri tekrar edebilme gibi avantajlardan yararlanmıştır (Erfidan, 2019). Ancak, öğretmen-öğrenci etkileşiminin sınırlı olması, teknolojik altyapı eksiklikleri ve öğrencilerin motivasyon sorunları gibi dezavantajları da bulunmaktadır (Uşun, 2006; İşman, 2011). Özellikle laboratuvar ve deneysel derslerin uzaktan verilmesi zorluklar yaratmıştır. Uzaktan eğitimin avantajları ve dezavantajları, eğitim alanında hem öğreticilere hem de öğrencilere sunmuş olduğu fırsatlar ve zorluklarla daha iyi anlaşılabilir.
Bu noktada, grubumuzdaki öğrenciler olarak ortak gözlemimiz, uzaktan eğitimin teorik derslerde belirli ölçüde etkili olabildiği; ancak uygulamaya dayalı içeriklerde aynı düzeyde verim sağlanamadığı yönündedir. Uzaktan eğitimin sunduğu fırsatlar kadar beraberinde getirdiği zorluklar da, yalnızca öğrenciler açısından değil, öğreticiler açısından da çok boyutlu bir dönüşüm sürecini beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, söz konusu eğitim modelinin avantajları ve dezavantajları değerlendirilirken, bireysel deneyimlerin, farklı öğrenme ihtiyaçlarının ve eğitimin niteliğine yönelik beklentilerin göz önünde bulundurulması gerektiğine inanmaktayız. Bizler, uzaktan eğitimin sürdürülebilir ve etkili bir biçimde uygulanabilmesi için yalnızca teknik altyapının güçlendirilmesinin yeterli olmadığını; aynı zamanda pedagojik içeriklerin dijital ortama uygun şekilde yeniden tasarlanmasının ve öğrenci merkezli yaklaşımların benimsenmesinin de hayati öneme sahip olduğunu düşünmekteyiz. Dolayısıyla, uzaktan eğitimin eğitim sistemi içerisinde kalıcı ve verimli bir araç hâline gelebilmesi, ancak bütüncül ve doğru bir planlama ile mümkün olabilecektir.
4.1. Avantajlar:
* Esnek Öğrenme İmkanı:Öğrenciler, kendi öğrenme hızlarına göre dersleri takip edebilir ve istedikleri zaman tekrar yapabilirler. * Eğitim alan öğrenci sayısının artışı:Küresel düzeyde eğitim gerçekleşir. * Maliyet Avantajı: Uzaktan eğitim, öğrencilere ulaşım, konaklama ve kırtasiye giderlerinden tasarruf sağlar. * Maliyet: Diğer eğitim sistemlerine göre daha ucuzdur. * Mekan özgürlüğü: Öğreticiyle öğrenen ayrı ortamlardadır. * Kolaylık:Uzaktan öğretimin sosyal yaşam ile sürdürülebilirliği daha kolaydır. * Eğitimde kullanılan etkinlik: Ses, görüntü ve resim gibi öğelerin kullanımı ile eğitimin etkinliğini artırır. * Geniş Kitlelere Ulaşma:Uzaktan eğitim, coğrafi sınırlamaları ortadan kaldırarak daha geniş kitlelere ulaşma imkanı sunar.
4.2. Dezavantajlar:
* Sosyal Eksiklik: Öğrenciler arasında yüz yüze iletişim azalır, bu da sosyal becerilerin ve takım çalışmasının gelişimini olumsuz etkiler. * Etkileşim Eksikliği:Öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci etkileşimi sınırlıdır. * Ölçme ve Değerlendirme Zorlukları: Sınavlarda kopya çekme riski artar ve öğrencilerin gerçek performanslarını ölçmek zorlaşabilir. * Ekran Bağımlılığı ve Sağlık Sorunları: Uzun süre ekran karşısında kalmak, göz yorgunluğu, duruş bozuklukları ve hareketsizliğe bağlı rahatsızlıklara yol açabilir. * Eşitsizliklerin Artması: Ekonomik veya coğrafi sebeplerle teknolojiye erişemeyen öğrenciler, eğitimde geri kalabilir. * Teknolojik Altyapı Sorunları: İnternet erişimi ve hızındaki yetersizlikler, öğrencilerin derslere katılımını engeller. * Akılda kalıcılık: Çevrimiçi ortamlarda geri besleme süresi kısadır. * Motivasyon Sorunları: Öğrenciler, uzaktan eğitim sürecinde motivasyonlarını korumakta zorlanabilirler.
Uzaktan eğitimin daha esnek olması avantajken, öğrencilerin akranlarıyla ve öğretmenleriyle yüz yüze etkileşimini azaltarak sosyal izolasyona yol açabilir. Bu durum, özellikle çocuk ve gençlerde yalnızlık hissini artırabilir ve psikolojik sağlığı olumsuz etkileyebilir (Peacock & Cowan, 2019).
Çeşitli araştırmalarda, gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede uygulanmakta olan uzaktan eğitimin, üniversite düzeyindeki öğretim elemanlarının iş yükünü azalttığı, eğitimin niteliğini artırdığı ve kurumların akademik saygınlığını yükselttiği ileri sürülmektedir (Uşun, 2006; Shih, Munoz & Sanchez, 2006; Bolliger & Wasilik, 2009; Menchaca & Bekele, 2008). Özellikle yükseköğretimde öğrenci sayılarının hızla artmasıyla birlikte, zorunlu derslerin verilmesinde akademik personel ve fiziki altyapının yetersiz kalması, uzaktan eğitim uygulamalarını örgün eğitim içerisinde tamamlayıcı bir araç hâline getirmiştir (Baggaley, 2008; Gök, 2015; Uşun, 2006).
Bununla birlikte, uzaktan eğitimin sunduğu esnekliğin önemli bir avantaj olduğu vurgulanmakla beraber, öğrencilerin öğretmenleri ve akranlarıyla kurduğu yüz yüze iletişimin sınırlanmasının sosyal izolasyona neden olabileceği de ifade edilmektedir. Özellikle çocuklar ve gençler üzerinde bu durumun yalnızlık duygusunu artırabileceği ve psikolojik iyilik hâlini olumsuz etkileyebileceği yönünde bulgulara rastlanmaktadır (Peacock & Cowan, 2019)
5. ÖĞRENCİLERİN UZAKTAN EĞİTİM TUTUMLARI VE DENEYİMLERİ
Öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumları, bireysel faktörlere ve çevresel koşullara bağlı olarak değişmektedir. Bazı öğrenciler esnek öğrenme saatleri ve erişim kolaylığı nedeniyle uzaktan eğitimi olumlu karşılarken, diğerleri motivasyon eksikliği ve sosyal etkileşimin azalması gibi nedenlerle olumsuz bir tutum sergileyebilmektedir (Bozkurt & Sharma, 2021).
Özellikle teknik sorunlar ve internet bağlantısındaki yetersizlikler, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin derslere katılımını engelleyen en önemli etkenlerden biri olmuştur (Hodges et al., 2020). Bu sorunlar, öğrencilerin derslere erişimlerini zorlaştırarak, eğitim süreçlerinin verimsizleşmesine yol açmıştır. Özellikle internet altyapısının yetersiz olduğu bölgelerde, öğrenciler derslerin tam içeriğini takip etmekte zorluk yaşamış ve bu durum, eğitimdeki eşitsizlikleri daha da derinleştirmiştir. Uzaktan eğitimde sık karşılaşılan bu teknik aksaklıklar, öğrencilerin derslere zamanında katılmalarını engellediği gibi, çoğu zaman derslerin tekrarını ve kaydedilmesini de zorlaştırmıştır.
Bir araştırma, öğrencilerin uzaktan eğitim deneyimlerine dair farklı görüşler sunduğunu ortaya koymuştur. Öğrencilerin %65'i, uzaktan eğitimin sunduğu esnek öğrenme imkanını ve mekândan bağımsız öğrenme fırsatlarını olumlu bir şekilde değerlendirmiştir. Bu grup, uzaktan eğitimin, kişisel hızlarına göre öğrenme fırsatı tanıdığını ve bu sayede eğitimdeki esnekliğin arttığını vurgulamıştır. Ancak, öğrencilerin %35'lik bir kısmı ise motivasyon eksikliği ve sosyal etkileşim azlığı nedeniyle bu eğitim modelini olumsuz bulmuş ve geleneksel yüz yüze eğitimin yerini tutamayacağını ifade etmiştir (Erfidan, 2019).
Bu öğrenciler, uzaktan eğitimde öğretmenle ve akranlarıyla yüz yüze iletişim eksikliği nedeniyle derslere olan ilgilerinin azaldığını ve öğrenme süreçlerinin daha zorlu hale geldiğini belirtmişlerdir.
Ayrıca, öğrencilerin %40'ı, internet bağlantısı ve teknik altyapı sorunları nedeniyle derslere düzenli olarak katılamadıklarını ve bu durumun akademik başarılarını olumsuz yönde etkilediğini ifade etmiştir (Hodges et al., 2020). Bu durum, eğitimdeki eşitsizlikleri daha belirgin hale getirmiş ve uzaktan eğitimin, her öğrenci için aynı derecede erişilebilir olamadığı gerçeğini gözler önüne sermiştir. Öğrencilerin yaşadıkları bu tür teknik aksaklıklar, sadece eğitim süreçlerini değil, aynı zamanda psikolojik ve duygusal iyilik hâllerini de olumsuz etkileyebilmiştir.
6. TEKNOLOJİK ALTYAPI VE ERİŞİM SORUNLARI
Uzaktan eğitimin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için teknolojik altyapı sorunlarının giderilmesi gerekmektedir. İnternet erişimi ve hızındaki yetersizlik, özellikle kırsal bölgelerde öğrencilerin derslere katılımını engellemekte ve eğitimde fırsat eşitsizliğine yol açmaktadır (Balcı, 2020).
Teknolojik altyapı sorunlarına dair yapılan bir araştırmada, öğrencilerin %30'u internet bağlantısı sorunları yaşadıklarını, %20'si ise yeterli teknik donanıma sahip olmadıklarını belirtmiştir (Balcı, 2020).
Teknolojik Altyapı Sorunları
Uzaktan eğitimde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, internet erişimi ve hızıdır. Ülkemizde, özellikle kırsal bölgelerde internet altyapısının yetersizliği, öğrencilerin derslere katılmalarını engelleyen önemli bir faktördür. İnternet hızının yavaş olması, kesintiler ve bağlantı problemleri, uzaktan eğitimin verimliliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum, öğrencilerin öğrenme süreçlerinde aksaklıklara yol açmakta ve derslere düzenli katılımı engellemektedir (Hodges et al., 2020).
Bir diğer sorun ise cihaz erişimi ile ilgilidir. Öğrencilerin ve öğretmenlerin bilgisayar, tablet gibi dijital cihazlara ulaşımı sınırlıdır. Birçok öğrenci, özellikle düşük gelirli ailelerden gelen öğrenciler, uzaktan eğitim için gerekli olan teknolojik cihazlara sahip değildir. Bu da eğitimde fırsat eşitsizliğine neden olmaktadır ve öğrencilerin dersleri takip etme oranını düşürmektedir (Sherry, 1996).
Ayrıca, dijital araçların etkin kullanımına yönelik bilgi eksiklikleri ve yetersiz teknik destek, uzaktan eğitimin etkinliğini zedelemektedir. Öğrenciler ve öğretmenler, dijital araçları kullanma konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayabilirler. Bu, derslerin verimli geçmesini zorlaştıran bir diğer önemli sorundur.
Erişim ve Katılım Sorunları
Dijital uçurum, özellikle kırsal ve dezavantajlı bölgelerde internet erişimi ve gerekli cihazlara ulaşımda yaşanan sıkıntılarla kendini göstermektedir. Bu durum, eğitimde fırsat eşitsizliğini artırmakta ve eğitim hakkının her bireye eşit şekilde sağlanmadığı bir ortam yaratmaktadır (Peacock & Cowan, 2019).
Uzaktan eğitimde erişim ve katılım sorunları sadece fiziksel altyapıyla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda öğrencilerin ailelerinden gelen destekle de ilişkilidir. Birçok veli, uzaktan eğitim sürecinde çocuklarına gerekli akademik desteği sağlamakta zorluk çekmektedir. Aynı zamanda öğretmenler, öğrencilerle yüz yüze etkileşimde bulunamadıkları için sınıf yönetimi ve öğrenci motivasyonu konusunda sıkıntılar yaşamaktadırlar (Uşun, 2006).
Öğrencilerin Motivasyon Sorunları
Uzaktan eğitimde öğrenci motivasyonu, önemli bir diğer sorundur. Öğrencilerin öğretmenleriyle ve akranlarıyla olan sosyal etkileşimlerinin azalması, motivasyonlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Eğitimdeki temel unsurlardan biri olan öğretmen ve öğrenci etkileşiminin, uzaktan eğitimde sınırlı olması, öğrencilerin öğrenmeye karşı olan ilgisini düşürebilir. Öğrencilerin yalnızlık hissi ve sosyal izolasyon, öğrenme deneyimlerini olumsuz yönde etkilemektedir (Peacock & Cowan, 2019).
Çözüm Önerileri
Uzaktan eğitimin etkinliğini artırmak ve bu sorunları aşmak için çeşitli adımlar atılabilir. Öncelikle, internet altyapısının güçlendirilmesi ve internet hızının artırılması için yatırımlar yapılmalıdır. Ayrıca, öğrencilere ve öğretmenlere dijital cihaz temin edilmesi veya cihaz paylaşım programları oluşturulması, eğitimdeki fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Dijital okuryazarlık kurslarının düzenlenmesi ve sürekli teknik destek hizmetlerinin sağlanması, hem öğrenciler hem de öğretmenler için faydalı olacaktır. Eğitim politikaları, uzaktan eğitim modeline uygun şekilde güncellenmeli ve eğitim süreçleri için stratejik planlamalar yapılmalıdır.
Özellikle, canlı ders platformlarının kapasitesinin artırılması ve teknik altyapıların güçlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, öğrencilerin motivasyonunu artırmak için okul yönetimleri, öğrenci katılımını etkileyen faktörleri belirlemek adına veli toplantıları düzenleyebilir ve öğrencilerin ihtiyaç duyduğu dijital cihazlara sahip olup olmadığını takip edebilirler. Bu adımların atılması, uzaktan eğitimin etkinliğini artırarak, tüm öğrencilerin eşit fırsatlarla eğitim almasını sağlamaya yardımcı olacaktır.
7. Uzaktan Eğitimde Devam Problemi
2019 yılında, Çin’in Hubei Eyaleti’ne bağlı Wuhan şehrinde ortaya çıkan COVID-19 (Koronavirüs) virüsü, kısa bir süre içinde dünya çapında hızla yayılarak küresel bir sağlık krizine yol açmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 11 Mart 2020 tarihinde COVID-19’u pandemi olarak ilan etmiştir (World Health Organization, 2020c). Salgının yayılmasını engellemek amacıyla birçok ülke, eğitim kurumları da dahil olmak üzere karantina ve sosyal mesafe uygulamaları başlatmıştır. Türkiye’de, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 23 Mart 2020 tarihinde okulları kapatarak uzaktan eğitime geçişi sağlamıştır (Millî Eğitim Bakanlığı, 2020). Üniversiteler ise, kendi imkânlarıyla uzaktan eğitim uygulamalarına başlamıştır (Yükseköğretim Kurulu, 2020a). Bu dönemde, eğitim süreçlerinin sürekliliğini sağlamak amacıyla eğitimciler ve öğrenciler uzaktan eğitime geçişte yeni zorluklarla karşı karşıya kalmıştır.
COVID-19 pandemisi sürecinde, eğitim sistemleri kesintiye uğramış ve uzaktan eğitim, eğitim süreçlerinin devamlılığını sağlamak için bir çözüm olarak uygulanmıştır. Ancak, bu süreçte öğrencilerin eğitimlerine devam etme isteksizliği, eğitimde eşitsizlikler ve teknolojik zorluklar gibi zorluklar ortaya çıkmıştır. Eğitimin sürdürülebilirliğini sağlamak için öğretmenlerin çevrimiçi araçlar konusunda yeterli eğitim alması ve öğrencilerin daha fazla etkileşime girebileceği dijital platformlar oluşturulması gerekmektedir.
COVID-19 pandemisi, eğitim sistemini köklü bir şekilde değiştirmiş ve uzaktan eğitim sistemini zorunlu kılmıştır. Uzaktan eğitim, eğitim sistemlerinin sürekliliğini sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak, eğitimde yaşanan eşitsizlikler, öğrencilerin motivasyon eksiklikleri ve teknolojiye erişimdeki zorluklar, uzaktan eğitimin etkili bir şekilde uygulanmasını engellemiştir. Bu sorunların aşılabilmesi için eğitimde dijital eşitsizliklerin giderilmesi, öğretmen ve öğrencilerin teknolojiye adaptasyonunun desteklenmesi gerekmektedir. Gelecekteki eğitim politikalarının, bu sürecin zorlukları göz önünde bulundurularak yeniden yapılandırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, uzaktan eğitimin daha etkin olabilmesi için, öğrencilerin ihtiyaçlarına yönelik esnek eğitim modelleri oluşturulmalı ve öğretmenler için dijital araçlarla ilgili sürekli eğitim programları düzenlenmelidir. Teknolojik altyapıların güçlendirilmesi, eğitimdeki dijital uçurumun kapanmasına katkı sağlayacaktır. Bu sayede, gelecekteki benzer kriz durumlarına karşı eğitim sistemlerinin daha dayanıklı hale gelmesi sağlanabilir.
Uzaktan eğitim, geleneksel yüz yüze eğitimden farklı olarak öğretmen, öğrenci ve öğretim materyallerinin teknoloji aracılığıyla bir araya getirilmesini sağlayan model olması, uzaktan eğitimin bazı önemli sorunlarını daha belirgin hale getirmiştir. Özellikle öğrenci devamının sağlanması konusunda ciddi zorluklar yaşanmıştır. Pozdnyakova ve Pozdnyakov (2017) bu süreçte karşılaşılan temel engelleri teknoloji okuryazarlığı eksiklikleri ve altyapı yetersizlikleri olarak tanımlamaktadır. Nitekim, öğrencilerin teknolojiye erişimindeki eşitsizlikler, derslere katılım oranlarını doğrudan etkilemiştir.
Pandemi döneminde yapılan araştırmalar, uzaktan eğitimde devam sorununun sadece teknik yetersizliklerle sınırlı olmadığını göstermektedir. Griffiths (2016) çevrimiçi ortamlarda motivasyonun sürdürülebilirliğinin sağlanmasının zorluğuna dikkat çekmektedir. Öğrencilerin yalnızca %40'ının derslere düzenli olarak katılabildiğini gösteren veriler (Hodges vd., 2020), bu sorunun boyutlarını ortaya koymaktadır. Bu süreçte aile ve öğretmen desteğinin kritik rolüne rağmen, birçok ailenin evdeki diğer sorumluluklar nedeniyle yeterli desteği verememesi de devam sorununu artıran faktörler arasında yer almaktadır (Balaman ve Tiryaki, 2021). Öğrencilerin eğitim sürecine aktif katılımını sağlamak için etkileşimli dijital platformların geliştirilmesi ve öğretmenlerin çevrimiçi eğitim konusunda desteklenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.
8. UZAKTAN EĞİTİMİN PSİKOLOJİK VE SOSYAL ETKİLERİ
8.1 Psikolojik etki:
Uzaktan eğitim süreci öğrencilerin stres, kaygı ve motivasyon düzeylerinde dalgalanmalara yol açmıştır. Aksu ve Aldemir’in çalışmasında pandemi sürecinde üniversite öğrencilerinin belirsizlik, eknik sorunlar ve sınav uygulamaları sebebiyle kaygı ve stres yaşadığı belirtilmiştir (Aksu ve Aldemir 125). Benzer şekilde, Karakaya ve Gürel’in araştırmasında uzaktan eğitime katılan öğrencilerin sosyal kaygı düzeylerinin yükseldiği, yüz yüze eğitim ortamına döndüklerinde sosyal etkileşimlerde zorluk yaşadıkları ifade edilmiştir.(Karakaya ve Gürel 78).
Ayrıca, sosyal bağların zayıflaması ve öğrencilerin yalnızlık hissinin artması gibi sosyal etkiler de gözlemlenmiştir (Ersoy ve Yıldız, 2021).Uzaktan eğitimin psikolojik etkilerine dair yapılan bir araştırmada, öğrencilerin %50'si pandemi döneminde stres ve kaygı düzeylerinin arttığını belirtmiştir (Aksu ve Aldemir, 2021). Ayrıca, öğrencilerin %40'ı sosyal etkileşim eksikliği nedeniyle yalnızlık hissettiklerini ifade etmiştir.
Çam ve Gündoğmuş’un çalışmasında, uzaktan eğitim döneminde öğrencilerin kişisel iyi oluşlarının azaldığı, özellikle sosyal yaşamın kısıtlanmasının psikolojik iyi oluşu olumsuz etkilediği vurgulanmış, Kadın öğrencilerde COVID-19 fobisinin erkek öğrencilere oranla daha yüksek olduğu da tespit edilmiştir(Çam ve Gündoğmuş 210).
8.2 Sosyal etki:
Sosyal bağların zayıflaması, öğrencilerin uzaktan eğitim sürecindeki önemli sorunlarından biridir. Ersoy ve Yıldız’ın çalışmasında, öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinde arkadaşlık ilişkilerinde gözle görülür değişiklikler olmadığı ancak hobilerinin değiştiği, teknoloji kullanımının arttığı, aile ilişkilerinde ise hem yakınlaşmalar hem de çatışmalar yaşandığı ifade edilmiştir (Ersoy ve Yıldız 102).
Bunun yanı sıra, Karaman ve Yılmaz tarafından yapılan araştırmada, çevrimiçi lisansüstü programlara katılan öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının sosyal kaygı düzeyleriyle ters orantılı olduğu ortaya çıkmıştır (Karaman ve Yılmaz 189). Sosyal etkileşimin azalması, öğrencilerin özgüvenlerinde azalma ve yalnızlık hissinin artmasına sebep olmuştur.
Fizyoterapi ve rehabilitasyon lisans öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışmada ise uzaktan eğitimin, uygulamalı eğitimlerin aksamasına yol açarak öğrencilerin akademik beklentilerini, duygusal durumlarını ve sosyal etkileşim düzeylerini olumsuz etkilediği tespit edilmiştir (Bayrak, Acar ve Akyol 133).
9. SONUÇ
Uzaktan eğitim, eğitim sistemlerinde önemli bir değişimi temsil etmektedir. Ancak, bu süreçte karşılaşılan teknolojik, psikolojik ve sosyal sorunlar, eğitimin verimliliğini etkilemektedir. Bu sorunların aşılabilmesi için teknolojik altyapının güçlendirilmesi, öğrencilere psikososyal destek sağlanması ve öğretmenlerin dijital araçları etkin bir şekilde kullanabilmesi için eğitimler düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, uzaktan eğitimde etkileşimi artıracak yöntemler geliştirilmeli ve öğrencilerin motivasyonunu artıracak stratejiler uygulanmalıdır.
Uzaktan eğitimin geleceği, teknolojik gelişmelerle birlikte daha da şekillenecektir. Özellikle yapay zeka ve sanal gerçeklik gibi teknolojilerin eğitimde kullanılması, uzaktan eğitimi daha etkili ve interaktif hale getirebilir. Ancak, bu teknolojilerin eğitimde kullanılabilmesi için öğretmenlerin ve öğrencilerin bu teknolojilere uyum sağlaması gerekmektedir. Bu nedenle, öğretmenlerin dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi ve öğrencilerin teknolojik altyapıya erişimlerinin artırılması büyük önem taşımaktadır.
10. HİPOTEZLER
1. Örgün eğitim gören üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları, teknolojik altyapı ve erişim imkânlarına bağlı olarak değişmektedir. 2. Uzaktan eğitim, öğrencilerin psikolojik ve sosyal yaşamlarını olumsuz etkilemektedir. 3. Uzaktan eğitimin avantajları, dezavantajlarından daha fazladır.
11. ARAŞTIRMA SORULARI
1. Örgün eğitim gören üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları nasıl şekillenmektedir? Bu tutumları etkileyen psikolojik, sosyal ve teknolojik faktörler nelerdir? 2. Uzaktan eğitim sürecinde üniversite öğrencilerinin motivasyon düzeylerini etkileyen başlıca faktörler nelerdir? 3. Uzaktan eğitimin avantajları ve dezavantajlarının üniversite öğrencilerine katkıları nelerdir?
12. ÖNERİLER
1. Teknolojik Altyapının Güçlendirilmesi: İnternet erişimi ve hızındaki yetersizliklerin giderilmesi için genişbant internet erişimi yaygınlaştırılmalıdır. Özellikle kırsal bölgelerdeki öğrencilerin internet erişim sorunları çözülmelidir. 2. Cihaz Erişiminin Sağlanması: Öğrencilere uygun fiyatlarla bilgisayar, tablet gibi cihazlar temin edilmeli veya cihaz paylaşım programları oluşturulmalıdır. 3. Dijital Okuryazarlık Eğitimleri Öğretmenlerin ve öğrencilerin dijital araçları etkin bir şekilde kullanabilmesi için dijital okuryazarlık eğitimleri düzenlenmelidir. 4. Psikososyal Destek Programları: Öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinde yaşadıkları stres, kaygı ve yalnızlık hissi gibi psikolojik sorunların çözülmesi için psikososyal destek programları oluşturulmalıdır. 5. Etkileşimli Ders İçerikleri: Öğrencilerin motivasyonunu artırmak için etkileşimli ders içerikleri geliştirilmelidir. Özellikle canlı derslerde öğrencilerin aktif katılımını sağlayacak yöntemler kullanılmalıdır.